dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2012 Cumartesi

2013'e 2 kala...





2012’yi geride bırakmaya 2 gün kala yine ve yeniden muhasebe zamanıdır. Dilekler gerçekleşti mi, beklenmedik neler oldu, sıradışı olaylar neydi?

2012’in ilk 6 ayı benim için zorlayıcı ve can sıkıcı geçti. Astrologların değerlendirmeleri doğru çıktı yani. Boğa burcu için 2012’in ikinci yarısı güzel geçeceğini söylüyorlardı, gerçekten de öyle oldu.

Ancak ilk 6 aydan çıkardığım çok değerli derslerim oldu. Bu öğrenimler cebimde artık ve bundan böyle aynı hatalara düşmemeye gayret edecem. İkinci yarıda neler mi oldu? Neler olmadı ki!

Hiç beklenmedik bir anda karşıma çok güzel bir iş fırsatı çıktı. Bugüne kadar deneyimlememiş olduğu bir alanada çalışmaya başladım, hem de çok keyif alarak. Yelp Amerika’nın en güçlü sitelerinden biri ve Türkiye’ye açılmaya karar vermişlerdi. Öncesinde yapılaması gereken işler için beni bulmuşlardı. Sayelerinde hayatıma bir sürü yeni ve güzel insan katıldı. Diğer taraftan arkadaşlarına da para kazandırmanın kolay olmadığını, benden genç nesillerin dünyaya ne kadar farklı baktıklarını ve bu tarz sitelerin neden başarılı olduğunu öğrenme şansım oldu.

Sitenin Türkiye sayfası açılacağı gün heyecan çok büyüktü. Skype üzerinden San Francisco ofisine bağladım ve geceyarısı saat 00:00’da sayfa online olmasıyla birlikte ofiste kutlamalar başladı. Ne mi yaptılar? Türkiye bayrağını asma töreni gerçekleşti. Ofisteki bir dolu Amerikalı bir ağızdan İstiklal Marşını söyledi (daha doğrusu söylemeye çalıştı), konuşmalar yapıldı, baklavalar yendi... kısaca çok keyifliydi =))

Gelelim 2012’in diğer olaylarına... Yelp’in yanısıra yine başka işlerle de uğraştım elbette! Etsy’de seramik sanatçısı ve arkadaşım Hande Bilten’le Noel dükkanı açtık. Hande seramiklerini satışa sunarken, bende Hande sayesinde bulaştığım Etamin ürünler satmaya başladık. İşler gayet tıkırında giderken beklenmedik bir anda Sandy kasırgası bizi de vurdu. Normalde çok daha yoğun satışın gerçekleşmesi gerektiği halde işler çok düştü. Neyse ki bu iş de bir şekilde sonuna geldi. Deneyimlerden yola çıkarak yeni projelere başladım =)

2012’yi duygusal olarak yorumlamam gerekirse; yine dostluklarımla sınandığım bir yıl oldu. Dostluklarımı herşeye rağmen ayakta tutmaya çalışsam da bana yaşatılan olaylar karşısında dost bildiğim insanlar direnmediği veya mahçup olduğu için hayatımdan çıkanlara eklentiler oldu. Ancak artık o kadar çok benzer deneyimlerim oldu ve bu sefer o kadar haklı oldum ki insanları hayatımdan çıkarırken acımadı artık. Diğer taraftan hayatın akışı bizi ayrı düşürdüğü dostlarımı yeniden buldum. O kadar özlemişim ki, o kadar 100% güzel şeyler yaşamışısız ki, o kadar birbirimizi kırmamışız ki, kaldığımız noktada devam edebiliyoruz.

2012’de yaşanan ilk’lerin en başında canım dostumun evlenmesiyle birlikte geldi. Hayatımda ilk defa nikah şahidi oldum sayesinde. Diğer ilk’ler ne mi oldu? İlk defa başkalarını düşünmeden önce kendimi düşündüm. İlk defa karşılıksı ve çıkarsız dostluk ne onu öğrendim. İlk defa Astrolojik falların çok doğru çıktığı bir yıl oldu. İlk defa hayatımda kalanlar/çıkanlar için şükrettim. İlk defa Almanya’daki 20 senelik dostumla bir seyahat planı yapabildik (gerçi Ocak 2013’de gerçekleşecek ama olsun).

Kısaca 2012 içinde birçok ilk barındırdığı, tam da söylendiği gibi gitmesi gerekenlerin gittiği, kalması gerekenlerin kaldığı, yeni deneyimlerin bol olduğu, insana saygının önemli olduğu bir yıl oldu benim için...

Sene başında hep 2012’nin sonunda gülüyor olacam diyordum. Hislerim beni yanıltmadı, gerçekten de 2012’in sonu geldi ve ben gülüyorum, keyifli ve mutluyum. 2013 için henüz bir hissiyatım olmamakla birlikte nedense beni biraz ürkütüyor. Kendi hayatımla ilgili değil ama dünya genelinin gidişatı ile ilgili biraz korkuyorum.

2013’ün hepimiz için sağlık, başarı, mutluluk ve huzur getirmesi dileğiyle...

3 Kasım 2011 Perşembe

Dersleri bitmek bilmeyen bir hayattan nameler...


En son 19 yaşlarındayken böyle bir ders aldığımı sanmıştım, ancak yeniden ders alma zamanıymış. Uzun süredir ‘tanıdığım’ bir insan vardı. Aslında resmi olarak tanışmıyorduk, çevremdeki insanlardan tanıyordum ve arada sırada aynı ortama düşüyorduk.

Bulunduğum ortama adım atmasıyla ortamı terk edesim gelirdi. Sevmezdim, ukala bulurdum, öfleyip pöflemeye başlardım, hatta kendisine küfrettiğim de olmuştur. Hani tabiri caiz ise ‘g…ümle sallamazdım’. Sanki o pek farkındaydı da… ama işte öyleydi! Enerjisini sevmezdim, duvarlı olduğunu ve Cihangir’in ‘en’leri arasında yer aldığını düşünürdüm ki zaten bu konuda yanılmamışım da ;)

Özeleştiri yaptığımda aslında durumun farklı olduğunu anladım. O dönemde birlikte olduğu bir kız arkadaşı vardı ve bu sayede şehir/semt efsanesine dönüşmüştü. Belki de kıskançlık, belki de özlemdi bu hissiyatları tetikleyen.

Aradan seneler geçti, ben elimi ayağımı kestiğim Cihangir’e yeniden döndüm. Bu sefer resmi olarak tanıştım bu insanla. Hatta öyle ki her gün görüştüğüm bir insan haline geldi. Tanışmamdan kısa bir süre sonra günah çıkarıp geçmişte kendisine duyduğum nefretten ötürü özür diledim. Bol kahkaha, bol utanç dolu anlar, bol yüz kızarıklığı sonrasında sanırım kendisi de beni anladı.

En son 19 yaşında aldığımı sandığım bir dersle yüzleştirdi beni bu insan. Bir kez daha anladım; tanımadığım bir insana karşı oluşturduğum önyargının ne denli yanlış olduğunu!

Geçmişte hissettiklerimin aksine karşımda bulduğum insanı özetlersem; bugün hayatımdan yok olmasını istemediğim bir insan haline geldi. Sert gibi görünse de içinde bir yerlerde yumuşacık, dışarıdan göründüğü kadar playboy değil desem de inanmayın (fazlasıyla var;)). Güzel bir dost, iyi bir dinleyici, biraz ağabey, biraz kardeş, biraz deli, ama bi o kadar ayakları yere basan, bugün bir kez daha fark ettiğim üzere beni fazlasıyla sakinleştirebilen bir ses tonuna sahip, biraz korkak, biraz cesur, fazlasıyla duyarlı, etrafıyla ilgili bir insan işte.

Anlattığı hikayeleriyle beni her daim güldürebilen bu insan gülmediğinde pek bi içim buruluyor. Hep gülsün, hep mutlu olsun istediğim bir insan haline geldi. Kendisi farkında olmasa da, bu sefer de eksiden fırlayıp çok fazla artıya geçti. Hep de o artı tarafta kalmasını umuyorum.

Utançla ve bir nevi gururla söylüyorum; bu insanı pek bi sevdim ve bundan önceki düşüncelerimi bu kadar kolay yıkabildiği için kendisini tebrik ediyorum. Ha, yeri gelmişken söyleyeyim hiç kimseye bu kadar kolay kendisini sevdiğimi söylemiştim. Ama bu da günah çıkarmanın bir parçası olduğunu varsayalım.

Umarım sizin de hayatınızda önyargılarınızı bu denli hızlı ve kolay yıkabilecek insanlar olur. Hatta ‘önyargınız olmaması ümidiyle’ demek daha doğru olacak sanki…

“Bana verdiğin ders için bir kez daha teşekkür ederim, hep yanımda yakınımda olman dileğiyle…”

9 Mayıs 2009 Cumartesi

Dostluklar

Dostluklar

Dost dediğimiz hayatımızda en güvendiğimiz kişi değil midir? Düşüncelerini, fikirlerini, duygusal dünyasını, tepkilerini, iyi günümüzü, kötü günümüzü paylaştığımız, kişiliğini en iyi tandığımızı düşündüğümüz insanlar değil midir? Aynı şekilde bizi de en iyi tanıyan insan değil midir? Hatta karşılıklı nazlarımızı, triplerimizi, kavgalarımızı en iyi çektiğimiz insan değil midir? Benim dostluk anlayışım öyledir en azından...

Son günlerde öyle olmadığını anladım. Hayat bana hep doğrusunu öğretmiştir... Yine o anlardan birini yaşıyorum...

Dost olduğunu düşündüğüm, uğruna herşeyimi verebileceğim insanlar vardı hayatımda... Sanırım yine bi detoks zamanı gelmiş farkında değilim... İnsanın hayatındaki değişimlere bile dostluk ayak uydurur diye düşünürdüm, ne de olsa bu değişim süreçleri de birlikte yaşanıyor... öyle değilmiş! 30 senelik dostluklar bile bi anda bitebildiğine göre henüz yeşeren dostlukların noktalanması çok daha olası...

Gıptayla bakıyorum dostluklarını ayakta tutabilen insanlara... hatta şapkamı önlerinde eğiyorum...umarım bu hayatta benim de başıma gelir...

İnsanın 2-3 dostu vardır diye konuşulur... benim hayatımda dost olarak adlandırdığım 2-3'den fazla insan vardı... Ve bu hiç de rahatsız, huzursuz etmiyordu... Tam tersine dost olarak adlandıracağım insanları iyi seçerek, eliyerek hayatıma dahil ediyordum... meğer beceriksizmişim...

Bundan sonra şöyle, böyle, öyle davranacam demiyorum, çünkü ben duygularımla hareket ederim... Hayatımın her anında hep duygularım beni yönlendirmiştir, bunu da değiştirmeyi düşünmüyorum. İyisiyle, kötüsüyle duygularımın yönlendirmesine ihtiyacım var... zaman zaman katı olan, zamanı geldiğinde yufka yürekli olan duygularım bana yolumda ışık tutsun... Stratejiler üzerine kurulu bir hayat beni mutsuz edeceğini düşündüğümden tercihim olmayacaktır (herhalde)...

Bu noktada hayatımdaki dostlarıma, akıl hocalarıma, hayatı benimle paylaşanlara teşekkür etmek istiyorum...

Diğerlerinize de arkadaşlıkları için çok teşekkür ederim tabii ki =))

Herkese sevgiler,

29 Mart 2009